Ambalajlı Su Hakkında

  • Su vücudumuzdan sindirim, terleme ve nefes alma yoluyla sürekli eksilmektedir. Temel prensip olarak şunu söyleyebiliriz: Kaybolan su miktarı mutlaka yerine konmalıdır. Bir gün içerisinde, yaklaşık olarak, vücut ağırlığımızın en az 1/36’sı kadar su almalıyız. Örneğin 72 kg. ağırlığındaki birisinin günlük su ihtiyacı en az 2 litredir. Bu ihtiyacın bir kısmının muhtelif yiyecekler yolu ile alındığını varsaysak bile bir yetişkinin günde en az 1,5 litre su içmesi gerekmektedir. Bu miktar beslenme uzmanlarınca yetişkinlere tavsiye edilen asgari miktardır. Ayrıca hamilelerin daha fazla su tüketmeleri gerekmektedir. Bu durum anne ve bebek arasında ortaya çıkan su transferi düşünüldüğünde ve anne karnındaki bir bebeğin günde yaklaşık 1 lt. su tükettiği dikkate alındığında annenin daha fazla su tüketmesini zorunlu kılmaktadır. Hamilelik döneminde kadınlar normal dönemden yaklaşık 8lt. daha fazla su taşırlar.

  • Bir suyun normal içim sıcaklığı 5 ila 20° C derece arasındadır.

  • Öncelikle tükettiğiniz ambalajlı suyun Sağlık Bakanlığı tarafından izni olup olmadığını, etiketin üzerinde izin tarihi ve sayısının bulunup bulunmadığını kontrol etmek gerekir. Satın aldığınız suyun etiketinde, 19,0 L ise gövdesinde (kabartma) ve emniyet bandında, kapağında olmak üzere dört ayrı yerinde markasının bulunmasına dikkat ediniz. Bunun yanı sıra, yine etiket bilgilerinde cinsi, üretim adresi, suyun sahip olduğu bileşenler ve suya uygulanan işlemler mutlaka yer almalıdır. İmal ve son kullanma tarihi, parti ve seri numarası, şirket logosunun ayrıca 19,0 L ambalaj üzerinde kabartma ile yazıyor olması gerekir. Güvenlik bandı suyu açanın ilk siz olduğunuzun göstergesidir.

  • a. Ambalajlı sular, yönetmelik gereği ilk çıktığı haliyle temiz ve sağlıklı olmak zorundadır. İlave bir işleme gerek kalmaksızın direkt olarak suyu kaynağından içebilirsiniz.

    b. Ambalajlı su, Sağlık Bakanlığı'nın yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alındığı, sürekli denetim altında olduğu ve halk sağlığı açısından bir risk taşımadığı güvencesini taşır.

  • Serin (5-15 derece), karanlık (güneş ışığından uzak) ve kuru (%50 nemden az) bir yerde saklanmalıdır. Ambalajlı sularınızı kalorifer yanında, direkt güneş ışığı altında tutmayınız.

    Suyunuzu kullanırken tüketim süresine ve saklama koşullarına dikkat etmeniz gerekmektedir.

    • 19,0 L su, direkt güneş ışığı almayan, yeterince havalandırılan temiz bir ortamda saklandığı sürece, değişime uğramadan en az 10 gün süreyle yapısını korur. 19,0 L şişe suyu ayrıca serin ve kuru bir ortamda muhafaza etmek gerekir.
    • Boş 19,0 L şişeler içerisine herhangi bir sıvı/katı madde kesinlikle koymayınız, yabancı maddeler atmayınız.
    • 19,0 L şişeyi pompa ya da sebilsiz kullanıyorsanız, kapağını açık bırakmayınız.
    • 19,0 L şişe kapaklarını atmayınız. Boş 19,0 L şişelerinizi teslim ederken kapağını kapatarak veriniz.
  • Bu detaylı bir cevabı gerektiren bir sorudur. Burada 3 önemli faktörü birlikte düşünmeliyiz.

    a) Şişe ambalajının hava geçirgenliğinin derecesi: Şişe ambalajının cinsi ve kalınlığı hava geçirgenliğini belirler. Bu da sonuçta söz konusu ambalajın dış ortam kokularına karşı korunmalı olup olmayacağını belirler. PET ve 19,0 L ambalajların moleküler yapılarından dolayı, sular dış ortam kokularına karşı hassastır.

    b) Suyun mineral konsantrasyonu (sert veya yumuşak oluşu): Yumuşak suların mineral konsantrasyonu daha az ve daha saf olduklarından, ortamdaki kokuları sert sulara göre daha fazla çekerler.

    c) Depolama ve saklama koşulları: Depolama ve saklama esnasında uygun ortam koşulları (temiz, kuru, kokusuz, güneş görmeyen) sağlanamaz ise ilerleyen günlerde suyun bozulması (yeşillenme, tortu yapma gibi)ihtimali söz konusu olacaktır.

  • İnsani Tüketim Amaçlı Sular Yönetmeliğinde kapakların rengi ile ilgili bir değerlendirme bulunmamaktadır. Ambalajlı sularda kapak renginin doğa ve su rengi ile bağdaşması uyum açısından önemlidir.

  • Gıda ürünlerinde raf ömrünü genel olarak hammadde özellikleri, uygulanan işlem, paketleme ve ambalaj teknolojisi belirler.

    Doğal kaynak sularında ürüne bir işlem yapılmadığı için raf ömründe ambalaj belirleyici olmaktadır. 19,0 L ve PET ürünlerde kapaklama yöntemleri ve kullanılan ambalaj farklı olduğu için raf ömürleri farklıdır.

    PET ambalajlarda kapak teknolojisi daha uzun raf ömrüne uygunken, 19,0 L ambalajlarda bu süre daha azdır.

    19,0 L ambalajlarda 1 yıl, PET ambalajlarda 2 yıla kadar raf ömrü verilebilir. Şuanda uyguladığımız raf ömrü süreleri bu sürelerden daha kısadır. Bu uygulama Pazarlama ve Satış açısından olumlu sonuçlar yaratmaktadır. (19,0 L 2 ay kapalı, PET 1 yıl kapalı). Ürünlerin raf ömürleri ile ilgili yasal bir düzenleme yoktur.Şirketler HACCP çalışmaları ile belirlemektedir.

  • Sağlık Bakanlığı, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik 31. Madde gereğince 19,0 L şişeler üretim tarihinden itibaren en fazla 5 yıl veya 75 kez kullanılır.

  • 5 litrenin üzerindeki ambalajlı ürünler maksimum 3–4 gün içinde diğerleri ise özellikle ağız teması söz konusu olduğunda gün içinde tüketilmesi gerekir.

  • Kalsiyum kemiklerin ana yapısında bulunan ve onların güçlü kalmasını sağlayan bir mineraldir. Ancak bu önemli ve vücudunuzun her gün gereksinim duyduğu mineralin görevleri bunlarla sınırlı değildir. Kalbinizin düzenli atması, kan pıhtılaşma sisteminizin düzenli işlemesi, sinirlerinizin sağlıklı çalışması ve kaslarınızın düzgün fonksiyon görmesi de kalsiyumun yardımıyla olur. Kalsiyum organizmanızın düzgün çalışmasında kilit rol oynar. Vücuttaki kalsiyumun %99'u kemiklerde ve dişlerde bulunur. Geriye kalan %1 ise kanda ve yumuşak dokulardadır. Bu %1 oranındaki kalsiyum çok az bir miktar gibi görünse de son derece büyük bir hayati öneme sahiptir. Yukarıda söz ettiğimiz etkiler işte dolaşımda bulunan bu çok az miktardaki kalsiyum yardımıyla olur. Magnezyum kemik ve dişleri güçlendirir, kasların gevşemesini sağlar, adet öncesi sendromu belirtilerini hafifletir, kalp kasları ve sinir sistemi için çok önemlidir. Enerji üretiminde görevlidir. Vücuttaki birçok işlemde yan görevleri var.

  • Magnezyum yönetmelikte değerlendirmeye alınmayan bir parametredir. Magnezyum ile ilgili bir alt-üst sınır bulunmamaktadır. Magnezyumu fazla olan sular daha sert sulardır, yumuşak içimli sularda ise magnezyum daha düşüktür. Tüketici damak zevki ve ülke kültürüne göre sağlıklı insanlar arasında tercihler değişebilmektedir. Düşük magnezyumlu sular, vücuttan daha kolay dışarı atılabildiği için böbrek rahatsızlığı olan kişiler için daha uygun olabilir.

  • pH bir çözeltinin asitlik veya bazlık derecesini tarif eden ölçü birimidir. 0'dan 14'e kadar olan bir skalada ölçülür. pH teriminde p; eksi logaritmanın matematiksel sembolünden, ve H ise hidrojenin kimyasal formülünden türetilmişlerdir. pH tanımı, hidrojen konsantrasyonunun eksi logaritması olarak verilebilir.Hidrojen iyonları artarsa suyun pH değeri düşer ve su asidik olur. Tam tersi, hidrojen iyonları arttığında pH değeri yükselir ve su alkali hale gelir.

    PH < 7 ise ortam asidiktir PH > 7 ise ortam baziktir.

    Sağlık Bakanlığı, İnsani Tüketim Amaçlı Sular yönetmeliğinde suyun pH değeri aralık olarak verilmiştir. 6,5 dan küçük ve 9,5'dan büyük olmamalıdır.

  • Sağlık açısından doktorlar 8 ve üzeri değerde pH oranı olan suları önerebiliyorlar ancak suyun pH değeri ile insan sağlığının doğrudan ilişkisini gösteren bilimsel bir çalışma mevcut değildir. pH değerinin, kemik sağlığı, kalp damar hastalıkları, bağışıklık sistemi hastalıkları gibi herhangi bir hastalığın önlenmesinde etkili olup olmadığını gösteren bir çalışma bulunmamaktadır.

  • Yeryüzünde sular buharlaşarak bulutlarda depolanmakta ve tekrar yeryüzüne yağmur olarak dönerken atmosferdeki karbon dioksiti çözer ve bir miktar asidik hale gelir. Bu asidik yağmur suyu muhtelif kaya katmanlarından ve akiferlerden kalsiyum karbonatı çözmektedir. İşte bu çözülmüş mineralleri taşıyan sulara sert su denmektedir. Bir suyun sert olma derecesi kalsiyum karbonatın ilgili suda ne kadar çözüldüğüne bağlıdır. Benzer kimyasal reaksiyonlar magnezyum sülfat, klorid, asit silisit tuzu ve demir için de geçerlidir. Ancak, çözülmüş haldeki kalsiyum karbonat bir suyun sertliğine en fazla katkı yapan elementtir.